Mayıs Hasadı: Çayın Kalbinin Attığı An

Her yıl baharın gelişiyle birlikte doğa yeniden uyanır; toprak nefes alır, dağların doruklarından süzülen kar suları çay bahçelerini besler. Bu uyanışın en kıymetli armağanlarından biri ise çayın ilk sürgünüdür. Mayıs ayının ortalarından itibaren Karadeniz’in bereketli topraklarında başlayan bu hasat, yalnızca bir üretim değil; köklü bir kültürün, zarafetin ve kalitenin sembolüdür.

İlk Hasadın Besin Değeri
Mayıs hasadı, çayın yıl içerisindeki en yüksek besin değerine sahip dönemidir. Araştırmalar, bu dönemde toplanan yaprakların daha zengin polifenol, kateşin ve özellikle de güçlü bir antioksidan olan EGCG (Epigallokateşin Gallat) içerdiğini ortaya koymaktadır. Çayın antioksidan kapasitesi, yılın ilerleyen dönemlerindeki hasatlarla azalma eğilimine girerken; Mayıs çayı, dengeli yapısı ve taze aromasıyla öne çıkar.

Baharın Tadını Bardakta Hissedin
Mayıs sürgününün en belirgin özelliği, damağa bıraktığı zarif burukluk ve ipeksi dokusudur. Körpe yapraklardan süzülen bu lezzet, hafifliği ve canlı aromasıyla fark yaratır. İlkbaharın serin sularıyla beslenen bu yapraklar, çay tutkunları tarafından “çayın kalbi” olarak tanımlanır.

Karadeniz’de Mayıs’ın Bereketi
Karadeniz’de çayın ilk sürgünü, yalnızca tarımsal bir faaliyet değil, yüzyıllardır süregelen bir kültürdür. Halk arasında “çayın uyanışı” olarak adlandırılan bu dönem, emeğin ve bereketin kutlandığı özel bir zaman dilimidir. Mayıs hasadı, bölge insanının yaşamına canlılık katarken, sofralara da eşsiz bir lezzet armağan eder.

Ticari ve Kültürel Değeri
Çay markaları için Mayıs hasadı, kaliteyi ve prestiji simgeler. Bu dönemden elde edilen çaylar; hediyelik paketlerden premium koleksiyonlara, özel harmanlardan zarif sunumlara kadar birçok seçkin üründe hayat bulur. Yüksek besin değerine sahip bu özel mahsul, tüketiciye yalnızca bir içecek değil, doğanın cömertliğini ve emeğin değerini hissettiren bir deneyim sunar.

Bizim için Mayıs çayı yalnızca bir hasat değil; her yudumda emeğin, doğanın ve kültürün zarif bir buluşmasıdır. Çünkü biz inanıyoruz ki: Her bardakta emeğin ve doğanın sessiz sihri saklıdır.